logo

 

fgfacebooktwitter

isveren

Hata
  • JFTP::login: Unable to login
  • JFTP::mkdir: Bad response
  • JFTP::chmod: Bad response
  • PDF
  • İŞÇİNİN REKABET ETMEME BORCU,TİCARİ DAVA,GÖREVLİ MAHKEME

T.C.
YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2014/4145
KARAR NO. 2014/7247
KARAR TARİHİ. 2.4.2014

ÖZET : Dava, cezai şart istemine ilişkindir. İşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işveren ile rekabet etmeyeceğine dair rekabet etmeme borcu sadakat borcunun aksine her iş sözleşmesi açısından söz konusu değildir. İşçi bakımından böyle bir yükümlülükten bahsedilebilmesi için iş ilişkisi devam ederken işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinden ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi imzalanması ya da iş sözleşmesine rekabet yasağına dair bir hükmün konulması gereklidir. Bahsedilen şekilde ortaya çıkacak olan Borçlar Kanunununda düzenlenmiş rekabet etmeme borcu ise sadakat borcunun aksine iş sözleşmesinin bitiminden sonra doğacak bir borç niteliği taşır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-3 maddesine göre 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. maddesinden kaynaklanan davalar mutlak ticari dava olarak sayılmıştır. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmü iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen nitelik taşımaktadır. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağına dair hükmün Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekir ki Türk Ticaret Kanununun 4/1-3 maddesi gereği bu sözleşmeden doğacak davalar mutlak ticari davadır. Mutlak ticari davalar ise Ticaret Mahkemelerinin görevi kapsamında kalır. Tüm bu tespitler karşısında mahkemece davaya bakmaya İş Mahkemesi değil Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirket ile imzaladığı 08/09/2004 tarihli sözleşme uyarınca Adana Bölge Müdürlüğünde klinik sistemler satış departmanında tıbbi araçlar satış temsilcisi olarak işe başladığını, esasen aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir işe girmek niyetinde olan davalının 3.600 prim gününü doldurmasını bahane ederek SGK dan almış olduğu belgeye dayanarak 23/01/2012 tarihinde iş akdini feshettiğini, davalı ile kıdem tazminatının taksitlerle ödenmesi konusunda anlaşıldığını ve ilk taksit ödendikten sonra davalının rakip başka bir firmada işe başladığının öğrenildiğini, davalı ile imzalanan sözleşmede rekabet yasağı başlıklı 18. Maddede iş akdinin sona erdiği tarihten itibaren 3 yıl süre ile işverenin faaliyet gösterdiği konularla ilgili iş yerlerinde rakip firmalarda çalışmayacağı aksi halde işverene bir yıllık brüt maaş ve sosyal yardımlar tutarının iki katını cezai şart olarak ödemeyi kabul edeceği hükmünün bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının rekabet yasağına aykırı hareket etmesi nedeniyle şimdilik 186.140,96 TL ceza-i şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkette tıbbi satış temsilcisi olarak çalışmakta iken SGK nın 20/01/2012 tarihli yazısı ile 15 yılı ve 3600 gün prim şartını doldurmuş olduğundan 23/01/2012 tarihinde davacı şirketten ayrıldığını, işverenin kıdem tazminatını 4 taksitte ödemeyi teklif ettiğini davalının ise teklifi kabul etmediğini, işverence kıdem tazminatına mahsuben 2.936,91 TL ödeme yapıldığını, davalının bir süre sonra aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada işe başladığını, bunun üzerine işverenin yaptığı kıdem tazminatı ödemesinin geri alınması için 1.İş Mahkemesinde, cezai şart içinde eldeki davayı açtığını, davalının tıbbi satış temsilcisi olup, şirketin sırlarını bilme, stratejik bilgilere ulaşması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, satış konusunda dahi yetkilerinin sınırlı olduğunu, satılan malın giriş fiyatı, kar oranı vb bilgileri de bilmesinin mümkün olmadığını, tıbbi cihaz talebi olan firmaların piyasadaki tüm satış yapan yerlerden teklif alarak kendilerine uygun olan ürünleri aldıklarını, sözleşmenin 18. Maddesinin de yasal unsurları taşıyan geçerli bir madde olmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin BK nun 349. Maddesi gereğince geçersiz olduğunu, davacının talebinin haksız olduğunudavacı şirkete herhangi bir zarar verilmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, BK nun 348. Maddesi gereği cezai şartın işlerlik kazanabilmesi için işçinin, iş sahibinin müşterilerini tanıması ve şirket sırlarına vakıf olması, iş sahibinin müşterilerini tanımasından veya şirket sırlarını bilmesinden faydalanarak davacı işverene etkili derecede zarar vermesi gerektiği, dinlenen tanık beyanlarından davalının şirket sırlarına vakıf olabilecek bir konumda çalışmadığı, dosya kapsamında işvereni ne şekilde ne kadar zarara uğrattığı ile ilgili somut bir delil bulunmadığı, şirketin müşterilerini tanımasının tek başına sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesi için yeterli olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık İş Mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
İş sözleşmesinin doğası gereği akdin devamı müddetince işçi yanında çalıştığı işveren ile rekabet yapamaz. İşçi tarafından işverenle rekabet etme anlamı taşıyabilecek davranışlarda bulunması 4857 sayılı Kanunun 25. maddesine göre sakakat borcunun ihlali olarak değerlendirilir. İşçinin sadakat borcu iş sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğar, sözleşmenin sona ermesine kadar devam eder ve iş sözleşmesinde sadakat yükümlülüğü ile ilgili herhangi bir hüküm yer almasına da gerek yoktur. Akdin devamı sırasında anılan şekilde işçinin işverenle rekabeti anlamına gelebilecek bir başka anlatımla sadakat borcuna aykırılık teşkil edebilecek davranışlarına bağlı olarak açılacak tüm davaların 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1′inci maddesine göre İş Mahkemesinde görülmesi gerekeceğinde şüphe yoktur.
818 sayılı Borçlar Kanununun 10. babı içerisinde rekabet yasağına dair maddeler bulunmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesinde yeralan düzenlemede “…akdin hitamından sonra…” kelimelerine yer verilmiş bulunmaktadır. ( paralel mahiyetteki düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesi “…sözleşmenin sona ermesinden sonra…” kelimeleri ) Anılan bu madde ile akdin sonlanmış olmasına vurgu yapılmakla iş sözleşmesinin bitiminden sonra yapılmaması gereken hususlar hakkında düzenleme getirildiği sonucuna varmak gerekir.

İşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işveren ile rekabet etmeyeceğine dair rekabet etmeme borcu sadakat borcunun aksine her iş sözleşmesi açısından söz konusu değildir. İşçi bakımından böyle bir yükümlülükten bahsedilebilmesi için iş ilişkisi devam ederken işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinden ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi imzalanması ya da iş sözleşmesine rekabet yasağına dair bir hükmün konulması gereklidir. Bahsedilen şekilde ortaya çıkacak olan Borçlar Kanunununda düzenlenmiş rekabet etmeme borcu ise sadakat borcunun aksine iş sözleşmesinin bitiminden sonra doğacak bir borç niteliği taşır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-3 maddesine göre 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. maddesinden kaynaklanan davalar mutlak ticari dava olarak sayılmıştır. Mutlak ticari davaların ise Ticaret Mahkemelerince incelenip karara bağlanması gerekir.

Dosya kapsamına göre taraflar arasında akdedilen 08/09/2004 tarihli iş sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 18. maddesinde iş akdinin sona erdiği tarihten itibaren 3 yıl süre ile işverenin faaliyet gösterdiği konularla ilgili iş yerlerinde rakip firmalarda çalışmayacağı aksi halde işverene bir yıllık brüt maaş ve sosyal yardımlar tutarının iki katını cezai şart olarak ödemesinin kabul ve taahhüt edildiği düzenlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmü iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen nitelik taşımaktadır. Yukarıda sıralanan yasal düzenlemeler karşısında taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağına dair hükmün Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekir ki Türk Ticaret Kanununun 4/1-3 maddesi gereğibu sözleşmeden doğacak davalar mutlak ticari davadır. Mutlak ticari davalar ise Ticaret Mahkemelerinin görevi kapsamında kalır. ( Benzer mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.2.2012 tarih ve 2011/11-781 E. – 2012/109 K. sayılı ve 27.2.2013 tarih ve 2012/9-854 E. – 2013/292 K. sayılı kararları )
Tüm bu tespitler karşısında mahkemece davaya bakmaya İş Mahkemesi değil Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup bu husus res’en nazara alınmalı ve karar bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer itirazların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.