logo

 

fgfacebooktwitter

isveren

Hata
  • JFTP::login: Unable to login
  • JFTP::mkdir: Bad response
  • JFTP::chmod: Bad response

Alt İşveren İlişkisinin Hizmet ve Danışmanlık Kuruluşları Aracılığıyla Gerçekleştirilmesi Yasal mıdır?

  • PDF

Hizmet Kuruluşları ve alt işveren ilişkisi İşveren kuruluşun esas işi olmayıp yardımcı işler olarak nitelendirilebilecek işler konusunda alt işveren ilişkisi kurulması bakımdan ortada herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Yemek üretimi, Yükleme boşaltma, paketleme, temizlik, güvenlik, bakım onarım, bahçe tanzimi, bina yönetimi gibi işleri kuruluşlarımız taşeron kuruluşlara öteden beri verebilmekte, bir başka deyişle bu konularda alt işveren ilişkisi tesis edilebilmektedir. Çünkü bu tür kuruluşlar yasadaki tanıma uygun alt işveren ilişkileri gerçekleştirmekte ve işin tüm süreçlerini kendileri yönetmektedirler. Ancak süreç içersinde işverenlerden gelen yoğun talepler üzerine bu tür hizmet kuruluşları kendi alanlarında olmayan hatta üretime yönelik işlerde dahi devreye girmekte ve bu işler için alt işverenlik sözleşmesi yapmaktadırlar. Yine bu kuruluşların hizmetlerini pazarlarken esas işverenlerin işçi çalıştırmaktan doğan yasal yükümlülüklerini kendi üzerlerine aldıkları türünden pazarlama teknikleri kullandıkları bilinmektedir. Oysa İş yasamızın konuyu düzenleyen 2.maddesi hizmet kuruluşlarının kendi uzmanlık alanlarında olmayan ve dahası alt işverene yasal bakımdan verilemeyecek konularda iş(çi)ler üstlenmelerine izin vermemektedir. Esasen bu kuruluşlar sadece işçi temin etmek ve bunları kendi bordrolarına almak konusunda bir hizmet sunmaktadırlar. Yani burada işin operasyonel bakımdan yönetimi yine esas işveren üzerinde bulunmaktadır. Bu da ortada bir alt işveren ilişkisinin olmadığı konusundaki en önemli argümanı oluşturmaktadır. Nitekim yüksek mahkeme verdiği bir kararında bu türlü bir ilişkiyi geçersiz alt işveren ilişkisi olarak kabul ederek aracı kuruluşu esas işveren kabul etmemiştir. Şimdi bu kararı inceleyelim. “ Davalı şirket, davacının dava dışı İ. Personel Yönetimi ve Taşeronluk Hizm. Ltd. Şti.nin elemanı olduğunu, iş sözleşmesinin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan davranışları nedeni ile son verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece sigorta kayıtlarına göre davacının dava dışı İ. Personel Yönetimi ve Taşeronluk Hizm. Ltd. Şti.nde çalıştığı, davanın anılan şirkete karşı açılması gerekirken aralarında hizmet ilişkisi bulunmayan davalı şirket hakkında açıldığı, bu durumun ıslah sureti ile düzeltilemeyeceği, temsilde yanılma olarak da değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davalı şirket ile dava dışı İ. Personel Yönetimi ve Taşeronluk Hizm. Ltd. Şti. arasında yapılan 03.12.1999 - 31.12.2008 yürürlük süreli sözleşmede davalı şirketin kauçuk ve plastik hortum üretimi ile ilgili işçilik hizmetlerinin dava dışı İ. Personel Yönetimi ve Taşeronluk Hizm. Ltd. Şti. tarafından temin edileceği belirtilmiştir. Davacı anılan sözleşme kapsamındaki işlerde çalışmakta iken, iş sözleşmesi davalı işverence feshedilmiş bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde "Bir işverenden, işyerinde yürütüldüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir." Kuralına yer verilmiş, aynı Kanunun 7. maddesinin son cümlesinde ise "İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez" hükmü öngörülmüştür. Buna göre işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi mümkün olmadığı gibi, işçi temini amacıyla yapılan sözleşmeler de söz konusu hükümler kapsamında değerlendirilemez. Sözü edilen sözleşme ile dava dışı şirkete yaptırılan işin davalı şirketin asli işi olduğu açıktır. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren iş olduğu da ispatlanmış değildir. İş sözleşmesinin davalı şirket tarafından feshedilmiş olduğu da dikkate alındığında davalı şirket ile dava dışı İ. Personel Yönetimi ve Taşeronluk Hizm. Ltd. Şti. arasında yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu ve aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığı kabul edilmelidir. Böyle olunca, davacının tek ve gerçek işvereni davalı şirket olup, davacının sigorta kayıtlarında dava dışı firmanın işçisi gibi gösterilmesinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilmelidir. Muvazaa olgusu, re'sen dikkate alınmalıdır. Mahkemece işin esasına girilerek; tarafların tanıkları dinlendikten ve varsa diğer delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile davanın husumet yönünden reddi hatalıdır”. Konunun hizmet kuruluşlarına ilişkin yönüne böylece değindikten sonra incelememiz gereken bir diğer konu da Danışmanlık kuruluşları adı altında faaliyet gösteren yasal adıyla Özel İstihdam Bürolarıdır. Gerçekten de 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 17. maddesi ile “İş arayanların elverişli oldukları işlere yerleştirilmeleri ve çeşitli işçiler için uygun işler bulunmasına aracılık görevi, Kurum ve bu amaçla gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan özel istihdam bürolarınca yapılır.” Şeklindeki düzenlemesiyle 19.02.2004 tarihli yönetmelik çerçevesinde özel kuruluşlarında bu faaliyetlerine izin verilmiştir. Bu kuruluşların sözü edilen yönetmelik çerçevesinde işçi ve iş bulmaya aracılık etmeleri olası hale gelmişken uygulamaya baktığımızda yukarıda belirttiğimizin benzeri iş ilişkilerinin yaygın biçimde bu kuruluşlar tarafından da gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Yani Hukuksal açıdan geçersiz alt işveren ilişkisi olarak kabul edilen bu tür ilişkileri danışmanlık ve özel istihdam kuruluşları tarafından da kurulmaktadır. Hemen belirtmeliyiz ki bu ilişkilerin geçerliliği konusunda da Hizmet kuruluşları konusunda değindiğimizin dışında bir açılım söz konusu değildir. Yani yasaya uygun olmayarak gerçekleştirilen bu ilişkiler muvazaalı alt işveren ilişkisi olarak kabul edilecek ve baştan itibaren işçiler esas işverenin işçisi gibi işlem göreceklerdir. Şimdi dilerseniz bu konuyla ilgili bir Yüksek mahkeme kararını da sizlerle paylaşarak konumuza devam edelim. “ A. AŞ. ile ... Türk Ltd. Şirketi arasında yapılan... Teknik Olmayan Hizmetler Sözleşmesinin "Diğer Uygulanabilir Koşullar" başlıklı bölümünün beşinci paragrafında "yüklenici hizmetleri yerine getirmek" üzere görevlendireceği elemanların gelir vergisi ve sosyal güvenlik kesintileri de dahil olmak üzere ücretlerinin ödenmesinden, tazminat, maluliyet, sakatlık ve benzeri ödemelerinden kısaca, istihdam ettiği elemanların İş Kanunu ve Hizmet Sözleşmesi'nden doğan tüm haklarından münferiden sorumludur." yolundaki düzenleme yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 90. maddesi uyarınca Türkiye İş Kurumu'ndan 16.08.2004-16.08.2007 tarihleri arasında çalışmak üzere özel istihdam bürosu olarak faaliyette bulunmak üzere izin alan dava dışı A. İstihdam Hizmetleri Ltd.Şti.nden ve yasanın yürürlük başlangıç tarihinden önce davalı A. Hizmet ve Danışmanlık AŞ.nin davacıyı istihdam edecek bir işyeri olmaksızın yaptığı sözleşme iş bulmaya aracılık sözleşmesi olup, davacı ile aralarında iş sözleşmesinin temel unsuru olan bağımlı olarak iş görme söz konusu değildir. Böyle olunca belirli süreli olarak düzenlenen iş sözleşmesine itibar edilemez. Öte yandan diğer davalı ... Türk Ltd. Şirketi ile davacının arasında fiili iş sözleşmesi geçerli bir neden bulunmaksızın feshedilmiş bulunmaktadır. Bu durumda davanın kabulü yerine reddi yolundaki mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir”. Yukarıdaki karardan da anlaşılacağı üzere yüksek mahkeme bir başka hukuksal çekişmede Özel İstihdam bürosunu benzer bir kararla “aracı” olarak kabul etmiş ve Büroyu işçinin işvereni olarak saymamıştır. SONUÇ 1- İş yasamız çerçevesinde sözü edilen kuruluşlar aracılığı ile alt işverenlik ilişkileri oluşturulması yasal değildir. Buna karşın ülkemizde faaliyet gösteren pek çok yabancı ve yerli kuruluş bu tür geçersiz alt işveren ilişkileri oluşturarak işçileri kendi kadrolarında göstermektedirler. Ancak ortaya hukuksal bir çekişme çıktığında ise bu yukarıda genişçe değindiğimiz bir şekilde bu işçiler baştan itibaren esas işverenin işçisi kabul edilecektir. İşçilerin Kıdem ve ihbar tazminatlarının ve diğer yasal hak ve yükümlülüklerinin ödenmesi halinde, işçilerle de bir problem yaşanmayacaktır. Bir problemin ortaya çıkması halinde bile tüm yükümlülükler yerine getirildiği için her hangi bir yaptırımla karşılaşılmayacaktır. 2- Mevcut durum Sosyal Sigortalar Kanununa göre sigortalıların işe giriş bildirgesini ve aylık prim ve hizmet belgesinin Kuruma verilmesi nedeniyle bir prim kaybı söz konusu olmayacak fakat bir inceleme sırasında mevcut sigortalılar baştan itibaren esas işverenin sigortalısı kabul edilmesi nedeniyle iptal ve ek aylık prim ve hizmet belgesinin Kuruma verilecek olması ve sigortalıların almış oldukları ücretlerin asıl işveren olarak kabul edilen işverenin yasal kayıt ve belgelerine işlenmemesi nedeniyle ortaya cüzi bir idari para cezası çıkacaktır. Bu tip incelemelere gidilerek söz konusu durumun ortaya çıkması nadiren görülen bir durumdur.